İLEAL İNTERPOZİSYON TİPLERİ

İleal İnterpozisyon/Diverted Sleeve Gastrektomi (Duodeno-Ileal İnterpozisyon– DII)

İnce Bağırsaklarımız üç bölümden oluşur ve toplam uzunluğu 450 cm ile 600 cm arasında değişmektedir: Duodenum, Jejunum ve İleum.

Duodenum ince bağırsakların ilk kısmını oluşturur. Yaklaşık 20-25 cm arasında bir uzunluğa sahiptir. Midenin çıkışını kontrol eden Pilor kasının hemen bitimiyle beraber başlar.

Jejunum, ince bağırsağın ikinci bölümünü oluşturur. İncebağırsakların ortalama % 40’ını Jejunum oluşturur.

İleum ince bağırsakların sonunda yer alan bölümüdür. İnce bağırsakları kalın bağırsağa (kolona) bağlar. Tüm ince bağırsakların yaklaşık %60’ını ileum oluşturur.

Ortalama uzunluğa genelde duodenumun 25 cm’lik mesafesi katılmaz. Bu takdirde Jejunumun uzunluğu yaklaşık olarak 200-250 cm, İleumun uzunluğu ise yaklaşık 250-350 cm arasında değişmektedir. Jejunum ile ileumu göz ile ayırmak mümkün değildir. Tam olarak farklılaştıkları nokta seçilemez. Hücresel düzeyde farklılaşma bile belli bir noktada olmamaktadır. Dolayısıyla ince bağırsaklarda mesafe tayini yaparken bir şekilde ön kabullerimize dayanırız.

Besinlerin alındıktan sonraki işlenmeleri ve bağırsaklardan alınarak, kan dolaşımına verilmeleri, hormonal olarak ince bağırsaklarımızın etkin bir görev üstlenmelerini sağlamıştır. Yani ince bağırsaklarımız sadece gıdaları ileten ve vücut için emilimini sağlayan organlar değillerdir. Aksine bu emilim sürecinin en önemli karar verici organlarıdır. Çünkü ince bağırsaklarımızın değişik bölgelerinden salgılanan ince bağırsak kaynaklı hormonlar (inkretinler ve sekretinler) metabolizmamızın düzenlenmesinde büyük rol oynarlar. Bu nedenle de Şeker Hastalığının oluşumunda ve tedavisinde de etkileri büyük olmaktadır.

Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII) ile yapılmak istenen gıdaların ince bağırsaklarınız içindeki seyir sırasını değiştirmektir. Yani amacımız gıdaların, ince bağırsaklarımızın son kısmı olan İleum ile erken karşılaşmasını sağlamaktır. Ayrıca başka bir amacımız da Duodenum denilen ince bağırsakların ilk kısımına gıdaların geçmesini engellemektir. Böylece şeker hastalığına yol açan hormonal bozuklukları çok kuvvetli bir şekilde tersine çevirebilmekteyiz.

Ileal Interpozisyon, ince barsağın bitiş kısmı (ileum) ile başlangıç kısmının (Mide, Oniki Parmak Barsağı yada İnce Barsaklar) yer değiştirmesidir. Bu yer değiştirme işlemi üç farklı şekilde yapılabilir:

1) Mideye Bağlantı: Gastro-İleal İnterpozisyon + Bipartisyon (GIB)
2) Duodenumun Başlangıcına (Diverted): Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII)
3) Jejunumun Başlangıcına (Non-Diverted): Jejuno-İleal İnterpozisyon (JII)

Duodeno-İleal İnterpozisyon, bu ilk formu tanımlamak için kullanılır. Yani ince bağırsağın son kısmı olan ileum bölümü, mide ile bağlantısı kesilen duodenumun yerine, mideye bağlanması demektir.

Duodenum ile mide arasındaki bağlantı kapatılırken, mide çıkışını kontrol eden özelleşmiş kas olan Pilor kası korunur. Pilor kasının 2- 2,5 cm ilerisinden ayırma işlemi yapılır. Böylece duodenumun ilk 2 cmlik kısmı da pilor ile beraber mide tarafında kalmış olur. İleum yukarıya çekildiğinde bu kısa duodenum bölümüne el ile dikilerek bağlanır. Bu nedenle bu işlem Duodeno-İleal İnterpozisyon (yerleştirme) olarak tarif edilebilir.

Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII)

Şekilde de görüldüğü gibi, ince bağırsağınızın son kısmı olan ileumdan 170 cm uzunluğunda bir bölüm ayrılır. Kalan iki ince bağırsak ucu birbirine bağlanarak devamlılık sağlanır. Ayrılan ve serbest olan ileum bölümünün üst ucu midenin çıkışına bağlanır. Alt ucuda jejunumun önüne bağlanır. Böylece mideden geçen yiyecekler hemen ileuma gelmiş olurlar.

Pilor kasının korunarak duodenumun mideden ayrılmasına “Duodenal Switch” adı verilmektedir. Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII) bu nedenle bir “Duodenal Switch” ameliyatıdır.

Duodenal Switch kelime anlamı olarak duodenumun değiştirilmesi olarak tanımlanabilir. Duodenal Switch ile, safra akımının normal yolundan saptırıldığı anlatılmak istenir. Aynen yatağında akan bir nehirin yatağının değiştirilmesi gibi yani.

Safra nehrinin yatağının değiştirilmesi işlemini bu ameliyatta Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII) ile sağlıyoruz.

- Safra akımının gıdayla temasının geciktirilmesi besinlerdeki kalorilerin emilmesini geciktirir, zorlaştırır ve azaltır. Metabolik cerrahi ameliyatlarda bu işlem safranın olabildiğince uzun bir ince barsak bölümü boyunca gıdayla temas etmeden akıtılması ile olur.

- Safranın saptırıldığı ince bağırsak bölümü ne kadar uzun ise, ortak emilim o kadar az olur. Bu durum o oranda beslenme bozukluğu yaratır. Fakat o oranda da metabolik etki gücü artar.

- Yani diğer bypass ameliyatlarının hepsinde bir emilim bozukluğu yaratılır. Ömür boyu vitamin ve mineral kullanma zorunluluğu oluşur.

Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII): Metabolik Etki Gücü

Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII) ameliyatı, etki gücü olarak bütün diğer ameliyatlardan daha güçlüdür. Fakat bundan daha da önemlisi, emilim bozukluğuna yol açmaz. Bu nedenle bütün ameliyatlardan çok daha üstündür. Bunun nedeni, beslenme yetersizliği yapmadan, hormonal sitemin tüm basamaklarını etkin olarak uyarabilmesidir.



Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII): Metabolik Etki Mekanizmaları

1) İnce bağırsağın ilk kısmı olan Duodenumun gıdalar ile temasını kesmek.

Gıdaların duodenumdan geçişinin engellenmesinin, şeker hastalığının kontrolü açısından bir çok faydası vardır. Bunlardan en önemlisi, gıdaların safra içindeki ve pankreas salgısı içindeki sindirim enzimleriyle erkenden karşılaşarak, hızlıca sindirilmelerini engellemektir. Gıdaların sindiriminin yavaşlaması insülinin etkisini daha iyi göstermesini sağlar. Ayrıca duodenumun gıdayla uyarılmasının engellenmesi, GİP (Gastrointestinal Polipeptid) adlı hormonun duodenumdan salgılanmasını ve etkisinin artmasını sağlar. Şeker hastalarında aslında GIP düzeyi çok azalmaz. Fakat GİP aktivitesi azalmış yada baskı altına alınmıştır.

2) İleuma Gıdaların erken ulaşmasını sağlamak.
Safra ile karışmamış gıdaların, ince bağırsakların son kısmı olan ileuma erken geçişi hormonları uyarır. İleumdan salgılanan GLP-1 adı verilen hormon, yiyeceklerin erken gelmesi ile çok güçlü bir şekilde uyarılır. GLP-1 hızla kan dolaşımına salgılanır. Bu hızlı GLP-1 üretimi, kan şekerinin kontrolünü kolaylaştırır. GLP-1 iki önemli etkiye sahiptir:
a. Pankreasdan insülin üretimini arttırır.
b. Kasların ve dokuların insüline karşı direncini azaltır.

3) Hormonların Dengesini Sağlamak
Duodeno-İleal Transpozisyon ile sağlanan etki asıl olarak ince bağırsaklar ile beyin arasında ki hormonal sinyallerin düzene koyulmasıdır. Bu etki sayesinde insüline karşı direnç oluşturan hormonlar frenlenir. İnsülinin önündeki engeller kaldırılır. Daha az insülin ile kan şekerleriniz kolaylıkla normal seviyelerine getirilir. Buna “hormonal frenleme” yada “nöroendokrin break” adını veriyoruz.

Neden Sleeve Gastrektomi Yapılıyor?

Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII) ameliyatının ilk adımında midenin uzunlamasına olarak yarısı çıkartılır. Mide bir tüp haline getirilir. Sleeve Gastrektomi tek başına bile etkili bile obezite ameliyatıdır. Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII) ile birlikte yapılması, anti-diyabetik (yani şeker hastalığına karşı) etkilerin güçlendirilmesi içindir. Burada yapılan Sleeve Gastrektominin de bir hormonal hedefi vardır.

Midenin çıkartılan Fundus kısmından salgılanan Ghrelin hormonu açlık hissini tetikler. Bu nedenle Gherelin hormonuna “açlık hormonu” adı da verilir. Midenin fundus kısmı sleeve gastrektomi ile çıkartıldığında, açlık hormonunu üreten hücrelerde alınmış olur. Açlık hormonu düşer.

Ghrelin aynı zamanda anti-insüliner (yani insüline karşı çalışan) sistemin bir parçasıdır. Ghrelin, insülin direncinde de rol oynar. Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII) ile birlikte uygulanan sleeve gastrektomi ile insülin direncininde azalmasına katkı sağlanmış olur.

Son olarak da kısmen de olsa mide hacmi azaltılmış olur. Ameliyattan sonra daha küçük porsiyonlar ile doygunluk elde edilir. Böylece kalori kısıtlaması yapılmış olur.

- Açlık hormonu olarak bilinen Ghrelin miktarı azalır. Tokluk hissi uzun sürer,
- Ghrelin azalması ile insülin direnci azalır,
- Mide küçültülerek kalori kısıtlaması elde edilir

Gastroileal İnterpozisyon + Bipartisyon (GIB)

İnce Bağırsaklarımız üç bölümden oluşur ve toplam uzunluğu 450 cm ile 600 cm arasında değişmektedir: Duodenum, Jejunum ve İleum.

Duodenum ince bağırsakların ilk kısmını oluşturur. Yaklaşık 20-25 cm arasında bir uzunluğa sahiptir. Midenin çıkışını kontrol eden Pilor kasının hemen bitimiyle beraber başlar.

Jejunum, ince bağırsağın ikinci bölümünü oluşturur. İncebağırsakların ortalama % 40’ını Jejunum oluşturur.

İleum ince bağırsakların sonunda yer alan bölümüdür. İnce bağırsakları kalın bağırsağa (kolona) bağlar. Tüm ince bağırsakların yaklaşık %60’ını ileum oluşturur.

Ortalama uzunluğa genelde duodenumun 25 cm’lik mesafesi katılmaz. Bu takdirde Jejunumun uzunluğu yaklaşık olarak 200-250 cm, İleumun uzunluğu ise yaklaşık 250-350 cm arasında değişmektedir. Jejunum ile ileumu göz ile ayırmak mümkün değildir. Tam olarak farklılaştıkları nokta seçilemez. Hücresel düzeyde farklılaşma bile belli bir noktada olmamaktadır. Dolayısıyla ince bağırsaklarda mesafe tayini yaparken bir şekilde ön kabullerimize dayanırız.

Besinlerin alındıktan sonraki işlenmeleri ve bağırsaklardan alınarak, kan dolaşımına verilmeleri, hormonal olarak ince bağırsaklarımızın etkin bir görev üstlenmelerini sağlamıştır. Yani ince bağırsaklarımız sadece gıdaları ileten ve vücut için emilimini sağlayan organlar değillerdir. Aksine bu emilim sürecinin en önemli karar verici organlarıdır. Çünkü ince bağırsaklarımızın değişik bölgelerinden salgılanan ince bağırsak kaynaklı hormonlar (inkretinler ve sekretinler) metabolizmamızın düzenlenmesinde büyük rol oynarlar. Bu nedenle de Şeker Hastalığının oluşumunda ve tedavisinde de etkileri büyük olmaktadır.

Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII) ile yapılmak istenen gıdaların ince bağırsaklarınız içindeki seyir sırasını değiştirmektir. Yani amacımız gıdaların, ince bağırsaklarımızın son kısmı olan İleum ile erken karşılaşmasını sağlamaktır. Ayrıca başka bir amacımız da Duodenum denilen ince bağırsakların ilk kısımına gıdaların geçmesini engellemektir. Böylece şeker hastalığına yol açan hormonal bozuklukları çok kuvvetli bir şekilde tersine çevirebilmekteyiz.

Ileal Interpozisyon, ince barsağın bitiş kısmı (ileum) ile başlangıç kısmının (Mide, Oniki Parmak Barsağı yada İnce Barsaklar) yer değiştirmesidir. Bu yer değiştirme işlemi üç farklı şekilde yapılabilir:

1) Mideye Bağlantı: Gastro-İleal İnterpozisyon + Bipartisyon (GIB)
2) Duodenumun Başlangıcına (Diverted): Duodeno-Ileal Interpozisyon (DII)
3) Jejunumun Başlangıcına (Non-Diverted): Jejuno-İleal İnterpozisyon (JII)

Gastro-İleal İnterpozisyon, bu ilk formu tanımlamak için kullanılır. Yani ince bağırsağın son kısmı olan ileum bölümünün, mideye bağlanması demektir.

Duodenum ile mide arasındaki bağlantı korunurken, mide çıkışını kontrol eden özelleşmiş kas olan Pilor kası da korunur. Böylece ileri de on,k,i parmak barsağına yada buraya açılan safra yollarına endoskopik işlemler rahatlıkla yapılabilir. İleum yukarıya çekildiğinde mide alt bölümüne el ile dikilerek bağlanır. Bu nedenle bu işlem Gastro-İleal İnterpozisyon (yerleştirme) olarak tarif edilebilir. Yukarıya çekilerek midey bağlanan ince barsağın son kısmı, doğrudan gıdayı kalın barsağa göndererek emilimi bozmaz. Tam aksine mideden ince barsağın son kısmına geçe gıdalar, yaklaşık 170 cm’lik bir bölümde “Tokluk Hormonları” dediğimiz GLP-1 ve PYY adlı inkretinleri uyararak; en sonunda buradan, ince barsağın en başına geri dönüp bütün besinsel ihtiyacın tam olarak emilmesine izin verirler. Bu nedenle Gastro-İleal İnterpozisyon + Bipartisyon (GIB) ameliyatı hiç emilim kısıtlaması yapmaz.

Gastro-Ileal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB)

Şekilde de görüldüğü gibi, ince bağırsağınızın son kısmı olan ileumdan 170 cm uzunluğunda bir bölüm ayrılır. Kalan iki ince bağırsak ucu birbirine bağlanarak devamlılık sağlanır. Ayrılan ve serbest olan ileum bölümünün üst ucu midenin çıkışına ikinci bir yol olarak bağlanır. Alt ucuda jejunumun önüne bağlanır. Böylece mideden geçen yiyecekler hemen ileuma gelmiş olurlar.

Pilor kasının ve oniki parömak barsağının doğallığının korunmasını çok önemsiyoruz. Çünkü ileride gelişebilecek safra yolları sorunları olduğunda

Gastrik Bypass ameliyatları, Duodenal Switch ve Duodenoileal İnterpozisyonda Endoskopik İşlemler yapılamaz hale geliyor. Bu anlamda Gastro-Ileal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB) uzun dönemde çok daha kullanışlı ve güvenli bir ameliyattır.

Safra nehrinin yatağının değiştirilmesi işlemini bu ameliyatta uygulamıyoruz. Safra akımının gıdayla temasının geciktirilmesi besinlerdeki kalorilerin emilmesini geciktirir, zorlaştırır ve azaltır. Metabolik cerrahi ameliyatlarda bu işlem safranın olabildiğince uzun bir ince barsak bölümü boyunca gıdayla temas etmeden akıtılması ile olur. - Safranın saptırıldığı ince bağırsak bölümü ne kadar uzun ise, ortak emilim o kadar az olur. Bu durum o oranda beslenme bozukluğu yaratır. Fakat o oranda da metabolik etki gücü artar.

- Yani diğer bypass ameliyatlarının hepsinde bir emilim bozukluğu yaratılır. Ömür boyu vitamin ve mineral kullanma zorunluluğu oluşur.

Gastro-Ileal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB) : Metabolik Etki Gücü

Gastro-Ileal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB) ameliyatı, etki gücü olarak bütün diğer ameliyatlardan daha güçlüdür. Fakat bundan daha da önemlisi, emilim bozukluğuna yol açmaz. Bu nedenle bütün ameliyatlardan çok daha üstündür. Bunun nedeni, beslenme yetersizliği yapmadan, hormonal sitemin tüm basamaklarını etkin olarak uyarabilmesidir.

 Gastro-Ileal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB): Metabolik Etki Mekanizmaları

1) İnce bağırsağın ilk kısmı olan Duodenumun gıdalar ile temasını korumak.

Gıdaların duodenumdan geçişinin engellenmesinin, şeker hastalığının kontrolü açısından bir çok faydası vardır. Bunlardan en önemlisi, gıdaların safra içindeki ve pankreas salgısı içindeki sindirim enzimleriyle erkenden karşılaşarak, hızlıca sindirilmelerini engellemektir. Gıdaların sindiriminin yavaşlaması insülinin etkisini daha iyi göstermesini sağlar. Ayrıca duodenumun gıdayla uyarılmasının engellenmesi, GİP (Gastrointestinal Polipeptid) adlı hormonun duodenumdan salgılanmasını ve etkisinin artmasını sağlar. Şeker hastalarında aslında GIP düzeyi çok azalmaz. Fakat GİP aktivitesi azalmış yada baskı altına alınmıştır. Gastro-Ileal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB) ameliyatı anatomik olarak duodenuma geçişi korurken, “Fonksiyonel Duodenal Eksluzyon” yaratır. Yani istenildiğinde endoskopi ile safra yollarına ulaşılabilinir. Bu çok önemlidir. Aynı zamanda da, yeni yapılan bağlantı daha geniş ve sabit açık olduğundan, gıdaların tamamına yakınının duodenumdan değil, doğrudan ileumdan geçmesini sağlar ki bu da duodenumdan kaynaklanan negatif uyarıların baskılanmasını sağlamaktadır.

2) İleuma Gıdaların erken ulaşmasını sağlamak.
Safra ile karışmamış gıdaların, ince bağırsakların son kısmı olan ileuma erken geçişi hormonları uyarır. İleumdan salgılanan GLP-1 adı verilen hormon, yiyeceklerin erken gelmesi ile çok güçlü bir şekilde uyarılır. GLP-1 hızla kan dolaşımına salgılanır. Bu hızlı GLP-1 üretimi, kan şekerinin kontrolünü kolaylaştırır. GLP-1 iki önemli etkiye sahiptir:
a. Pankreasdan insülin üretimini arttırır.
b. Kasların ve dokuların insüline karşı direncini azaltır.

3) Hormonların Dengesini Sağlamak
Gastro-İleal İnterpozisyon/Bipartisyon (GIB) ile sağlanan etki asıl olarak ince bağırsaklar ile beyin arasında ki hormonal sinyallerin düzene koyulmasıdır. Bu etki sayesinde insüline karşı direnç oluşturan hormonlar frenlenir. İnsülinin önündeki engeller kaldırılır. Daha az insülin ile kan şekerleriniz kolaylıkla normal seviyelerine getirilir. Buna “hormonal frenleme” yada “nöroendokrin break” adını veriyoruz.

Neden Sleeve Gastrektomi Yapılıyor?

Gastro-İleal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB) ameliyatının ilk adımında midenin uzunlamasına olarak yarısı çıkartılır. Mide bir tüp haline getirilir. Sleeve Gastrektomi tek başına bile etkili bile obezite ameliyatıdır. Gastro-İleal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB) ile birlikte yapılması, anti-diyabetik (yani şeker hastalığına karşı) etkilerin güçlendirilmesi içindir. Burada yapılan Sleeve Gastrektominin de bir hormonal hedefi vardır.

Midenin çıkartılan Fundus kısmından salgılanan Ghrelin hormonu açlık hissini tetikler. Bu nedenle Gherelin hormonuna “açlık hormonu” adı da verilir. Midenin fundus kısmı sleeve gastrektomi ile çıkartıldığında, açlık hormonunu üreten hücrelerde alınmış olur. Açlık hormonu düşer.

Ghrelin aynı zamanda anti-insüliner (yani insüline karşı çalışan) sistemin bir parçasıdır. Ghrelin, insülin direncinde de rol oynar. Gastro-İleal Interpozisyon/Bipartisyon (GIB) ile birlikte uygulanan sleeve gastrektomi ile insülin direncininde azalmasına katkı sağlanmış olur.

Son olarak da kısmen de olsa mide hacmi azaltılmış olur. Ameliyattan sonra daha küçük porsiyonlar ile doygunluk elde edilir. Böylece kalori kısıtlaması yapılmış olur.

- Açlık hormonu olarak bilinen Ghrelin miktarı azalır. Tokluk hissi uzun sürer,
- Ghrelin azalması ile insülin direnci azalır,
- Mide küçültülerek kalori kısıtlaması elde edilir.

Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII)

İnce Bağırsaklarımız üç bölümden oluşur ve toplam uzunluğu 450 cm ile 600 cm arasında değişmektedir: Duodenum, Jejunum ve İleum.

Duodenum ince bağırsakların ilk kısmını oluşturur. Yaklaşık 20-25 cm arasında bir uzunluğa sahiptir. Midenin çıkışını kontrol eden Pilor kasının hemen bitimiyle beraber başlar.

Jejunum, ince bağırsağın ikinci bölümünü oluşturur. İncebağırsakların ortalama % 40’ını Jejunum oluşturur.

İleum ince bağırsakların sonunda yer alan bölümüdür. İnce bağırsakları kalın bağırsağa (kolona) bağlar. Tüm ince bağırsakların yaklaşık %60’ını ileum oluşturur.

Ortalama uzunluğa genelde duodenumun 25 cm’lik mesafesi katılmaz. Bu takdirde Jejunumun uzunluğu yaklaşık olarak 200-250 cm, İleumun uzunluğu ise yaklaşık 250-350 cm arasında değişmektedir. Jejunum ile ileumu göz ile ayırmak mümkün değildir. Tam olarak farklılaştıkları nokta seçilemez. Hücresel düzeyde farklılaşma bile belli bir noktada olmamaktadır. Dolayısıyla ince bağırsaklarda mesafe tayini yaparken bir şekilde ön kabullerimize dayanırız.

Besinlerin alındıktan sonraki işlenmeleri ve bağırsaklardan alınarak, kan dolaşımına verilmeleri, hormonal olarak ince bağırsaklarımızın etkin bir görev üstlenmelerini sağlamıştır. Yani ince bağırsaklarımız sadece gıdaları ileten ve vücut için emilimini sağlayan organlar değillerdir. Aksine bu emilim sürecinin en önemli karar verici organlarıdır. Çünkü ince bağırsaklarımızın değişik bölgelerinden salgılanan ince bağırsak kaynaklı hormonlar (inkretinler ve sekretinler) metabolizmamızın düzenlenmesinde büyük rol oynarlar. Bu nedenle de Şeker Hastalığının oluşumunda ve tedavisinde de etkileri büyük olmaktadır.

Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII) ile yapılmak istenen gıdaların ince bağırsaklarınız içindeki seyir sırasını değiştirmektir. Yani amacımız gıdaların, ince bağırsaklarımızın son kısmı olan İleum ile erken karşılaşmasını sağlamaktır.

Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII), ince barsağın bitiş kısmı (ileum) ile başlangıç orta (Jejunum) yer değiştirmesidir.

Midenin dış kısmı alınırken, mide çıkışını kontrol eden özelleşmiş kas olan Pilor kası korunur. Duodenumun mideyle bağlantısı kesilmez. Normal anatomi korunur.

Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII)

Şekilde de görüldüğü gibi, ince bağırsağınızın son kısmı olan ileumdan 170 cm uzunluğunda bir bölüm ayrılır. Kalan iki ince bağırsak ucu birbirine bağlanarak devamlılık sağlanır. Jejunum 30 cm’de ayrılır. Ayrılan ve serbest olan ileum bölümünün üst ucu ile jejunumun üst ucu, ileumun alt ucuda jejunumun alt ucuna bağlanır. Böylece mideden geçen yiyecekler duodenumu geçtikten kısa bir mesafe (30 cm) sonra, hemen ileuma gelmiş olurlar.

Duodenum (yani mideden hemen sonra gelen ince bağırsak bölümü) hiç dokunulmadan bırakılır. Safra akımı saptırılmamış olur. Fakat normalde mideden yaklaşık 300 cm kadar sonra gelen ileum kısmı, midenin 50 cm sonrasına çekilmiş olur. Böylece alınan gıdalar mideden çıktıktan kısa bir süre sonra ve daha tam sindirilmeden ileuma gelerek uyarılarını yapmaya başlarlar.

Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII): Metabolik Etki Gücü ve Üstünlüğü

Duodeno-İleal İnterpozisyon (DII) ameliyatı, etki gücü olarak Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII) ameliyatından daha güçlüdür. Ancak Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII) ameliyatında, bir santim bile ince barsak mesafesi kısalmaz. Yani tam olarak hiç emilim bozukluğu olmaz.

Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII): Metabolik Etki Mekanizmaları

1) İleuma Gıdaların erken ulaşmasını sağlamak.

Safra ile karışmamış gıdaların, ince bağırsakların son kısmı olan ileuma erken geçişi hormonları uyarır. İleumdan salgılanan GLP-1 adı verilen hormon, yiyeceklerin erken gelmesi ile çok güçlü bir şekilde uyarılır. GLP-1 hızla kan dolaşımına salgılanır. Bu hızlı GLP-1 üretimi, kan şekerinin kontrolünü kolaylaştırır. GLP-1 iki önemli etkiye sahiptir:
a. Pankreasdan insülin üretimini arttırır.
b. Kasların ve dokuların insüline karşı direncini azaltır.



2) Hormonların Dengesini Sağlamak.

Duodeno-İleal İnterpozisyon ile sağlanan etki asıl olarak ince bağırsaklar ile beyin arasında ki hormonal sinyallerin düzene koyulmasıdır. Bu etki sayesinde insüline karşı direnç oluşturan hormonlar frenlenir. İnsülinin önündeki engeller kaldırılır. Daha az insülin ile kan şekerleriniz kolaylıkla normal seviyelerine getirilir. Buna “hormonal frenleme” yada “nöroendokrin break” adını veriyoruz.

Neden Sleeve Gastrektomi Yapılıyor?

Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII) ameliyatının ilk adımında midenin uzunlamasına olarak yarısı çıkartılır. Mide bir tüp haline getirilir. Sleeve Gastrektomi tek başına bile etkili bile obezite ameliyatıdır. Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII) ile birlikte yapılması, anti-diyabetik (yani şeker hastalığına karşı) etkilerin güçlendirilmesi içindir. Burada yapılan Sleeve Gastrektominin de bir hormonal hedefi vardır.

Midenin çıkartılan Fundus kısmından salgılanan Ghrelin hormonu açlık hissini tetikler. Bu nedenle Ghrelin hormonuna “açlık hormonu” adı da verilir. Midenin fundus kısmı sleeve gastrektomi ile çıkartıldığında, açlık hormonunu üreten hücrelerde alınmış olur.

Açlık hormonu düşer.
Ghrelin aynı zamanda anti-insüliner (yani insüline karşı çalışan) sistemin bir parçasıdır. Ghrelin, insülin direncinde de rol oynar. Jejuno-Ileal İnterpozisyon (JII) ile birlikte uygulanan sleeve gastrektomi ile insülin direncininde azalmasına katkı sağlanmış olur.

Son olarak da kısmen de olsa mide hacmi azaltılmış olur. Ameliyattan sonra daha küçük porsiyonlar ile doygunluk elde edilir. Böylece kalori kısıtlaması yapılmış olur.

- Açlık hormonu olarak bilinen Ghrelin miktarı azalır. Tokluk hissi uzun sürer,
- Ghrelin azalması ile insülin direnci azalır,
- Mide küçültülerek kalori kısıtlaması elde edilir.
- Gıdaların ileuma erken ulaşması, GLP-1salgısını arttırır.
- GLP-1pankreası uyararak insülin yapımını arttırır.
- GLP-1 ayrıca dokulardaki insülin direncini ortadan kaldırır.
- İnsülin direncinin kalkmasıyla, şeker hastalığı bulguları geriler.
- Şeker hastalığına bağlı yandaş hastalıklarda düzelir.