Tip 2 Diyabet (Erişkin Yaş Şeker Hastalığı) günümüzün en önemli sağlık sorunudur. Çünkü Tip 2 Diyabet (Erişkin Yaş Şeker Hastalığı) sadece kendisinin tedavi maliyetleri açısından değil, neden olduğu ağır hastalıkların insan hayatına verdiği zarar ve oluşturduğu tedavi maliyetleri açısından da önem taşımaktadır. Dünya çapında gelişmiş bütün ülkeler, yıllık bütçelerinin önemli bir kısmını şeker hastalığı nedeniyle ortaya çıkan kalp hastalıkları, hipertansiyon, inme, hiperlipdemi, böbrek yetersizliği, görme bozuklukları gibi sorunların tedavileri için harcamaktadırlar.

 

2003 yılında tüm dünyada 200 milyona yakın diyabetli olduğu tahmin edilmiştir. Tip 2 Diyabet (Erişkin Yaş Şeker Hastalığı) atışı göz önüne alındığında bu rakamın, 2025 yılında 350 milyona yaklaşacağı düşünülmektedir.

 

Obezite ise, aynen Tip 2 Diyabet (Erişkin Yaş Şeker Hastalığı) gibi salgın halinde tüm toplumlarda hızla artmaktadır. Tip 2 Diyabet (Erişkin Yaş Şeker Hastalığı) için en önemli risk faktörü obezite, yani sorunlara yol açan şişmanlıktır. Bugün artık Tip 2 Diyabet (Erişkin Yaş Şeker Hastalığı) ve obezite, neredeyse birlikte anılacak kadar sık birliktelik göstermektedir.

 

Bugün Amerika’da yaşayan 150 milyon obez kişinin önümüzde ki 10 yıl içinde, Tip 2 Diyabet (Erişkin Yaş Şeker Hastalığı) nedeniyle tedavi edilecek hasta grubuna gireceği  öngörülmektedir.

 

Obezite ve Tip 2 Diyabet (Erişkin Yaş Şeker Hastalığı) beraberliğine DİYABEZİTE adını veriyoruz.

 

bugün artık hem sosyal hem de ekonomik açıdan büyük maliyetlere yolaçan küresel bir sağlık sorunudur. 2003 yılı itibari ile dünyada 171 ile 194 milyon diyabetli hasta olduğu düşünülmektedir. Bu rakamların 2025 yılında 330 milyon hastaya ulaşması beklenmektedir. Bu artış ise aynı kuşak içinde hastalığın yaygınlığının iki katına çıkması demektir. Özellikle Tip 2 Diyabette yaşanılan bu hızlı artışa paralele olarak aşırı şişmanlık yani obezite de büyük bir hızla artmaktadır.

Bugün için Amerika’da doğan her 3 bebekten birinin hayatında Tip 2 Diyabet ile karşılaşacağı tahmin edilmektedir. Yani önümüzdeki 20 yılda her üç Amerikalıdan birisi Tip 2 Diyabet hastası olacaktır.

2010 yılında tüm Avrupa’da Tip 2 Diyabetli 33 milyondan fazla hasta olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye’deki Tip 2 Diyabet sıklığı TURDEP II çalışmasına göre %13.7 olarak bilinmektedir. Bu veriye göre, tedavi edilen Tip 2 Diyabetli hasta popülasyonu 2010’da 4.335.352 olarak tahmin edilmektedir.

Obezite tek başına Tip 2 Diyabet için en önemli risk faktörüdür. Obezite tedavi edilmesi gereken şişmanlık olarak tanımlanır. Bugün hiçbir sağlık sorunu olmayan hafif kilolu yada şişman yani obez kişilerin yaklaşık 150 milyonu gelecek 10 yıl içinde Tip 2 Diyabet hastası olacaklardır. Tip 2 Diyabet ve Obezitenin birbiriyle olan bu içiçe geçmişliği Ziv ve Shafrir tarafından “Diyabezite” olarak tarif edilmiştir.

Tip 2 Diyabet tüm dünyadaki ölümlerin ilk beş nedeni arasındadır. Tedavi maliyetleri global olarak milyar dolarları aşan Tip 2 Diyabetin sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde ki bir yıllık maliyeti 132 milyar doları aşmaktadır. Hatta Tip 2 Diyabetle ilişkili hipertansiyon, kalp krizi, inme ve felç, Kronik Böbrek Yetersizliği ve Diyaliz tedavisi, görme kayıpları nedeniyle yapılan Lazer uygulamaları ve diyabetik ayak yaralarının tedavileri ve amputasyonlar gibi yandaş hastalıkların tedavileri göz önüne alındığında, Amerika Birleşik Devletleri yıllık sağlık harcamalarının % 70 kadarı diyabetle ilişkili tedavilere aktarılmaktadır. Bu maliyetler yıllık 2.4 trilyon dolar olan sağlık harcamalarının yaklaşık 1.7 trilyon dolar kadarını oluşturmaktadır. Önümüzdeki 20 yıl içinde tüm dünyada 47 trilyon doları aşan bir harcamanın yapılacak olması öngörülmektedir.

Diyabezite neden önemli

Obezite, İnsülin direnci, Tip 2 Diyabet ve Metabolik sendrom aslında aynı karmaşık hastalık grubunun birbirininin ardından gelen basamaklarıdır. Ayrı ayrı hastalıklar yada sorunlar olduğunu düşünmek, tedavinin de zamanında ve etkili yapılmasını engellmektedir. Artık obeziteyle tetiklenen ve Tip 2 Diyabet zemininde metabolik sendroma kadar uzanan çok ağır ve ölümcül bir tabloyla karşımıza çıkan bu durum bütün dünyada bir salgın halini almıştır.

Obeziteden diyabete uzanan ve hayati bütün organları etkileyen bu ölümcül birlikteliğe “DİYABEZİTE” adını veriyoruz. Tip 2 Diyabetiniz ve fazla kilolarınız varsa kesinlikle diyabeziteniz mevcuttur. Ancak diyabezite olmanız için mutlaka kan şekerinizin bozuk olması yada kötü kolesterolüzün yüksek olması gerekmiyor. Sadece insülin direnci ve fazla kilolarınız bile sizi diyabezitenin riskleri ile başbaşa bırakabilir. Diyabezite Tip 2 Diyabet ve Metabolik Sendroma uzana bir sürecin başlangıcıdır ve adıdır.

Bugün Amerika’da kilo fazlalığı olan kişiler neredeyse nüfusun %70’ini oluşturmaktadır. Bu insanlar pre-diyabet yani diyabet öncesi basamaktadırlar. Sadece belli bir süre sonra büyük kısmı ağır ve ölümcül sorunlara zemin oluşturacak Tip 2 Diyabet hastası olacaklardır. 

Sıska Şişmanlar

Diyabezite tanım olarak diyabet ve obezite sorunlarını içerse de, diyabezite belirtilerini henüz belirgin kilo fazlalığı olmayan hastalarda da görmek mümkündür. Bu hastaların vücut kitle indeksleri (Body Mass İndex-BMI) normal insanların sınırındadır. Ancak bu kişilerde karın içi yağlanma belirgin olarak artmıştır. Karın çevreleri erkekde 92 cm kadında 88 cm üzerinde olan bu normal kilolu kişiler, metabolik sendrom ve Tip 2 Diyabet açısından ağır risk gurubundadır. Bu hastalara karın içi yoğun yağ depolarından dolayı sıska şişmanlar adını veriyoruz. Bu hastalar dışardan bakıldığında zayıf yada normal görünseler de, iç organ yağlanmaları nedeniyle tıbben diyabezite bozukluğu taşımaktadırlar.

Diyabezite yüzyılımızın en büyük sorunudur. Yol açtığı kalp krizi, inme ve felç, hipertansiyon, kanser, körlük ve böbrek yetersizliği ile en önde gelen ölüm nedenlerindendir.

Birçok hasta diyabezite nedeniyle yaşadığı sorunlardan haberdar değildir. Hatta doktorlar bile çoğunlukla bunu adlandırmakta yetersiz kalabilmektedir. Birçok hasta ölümcül sorunlara gebe bir sürecin kıskacında olduğunu bilmediği gibi, erken teşhis ve tedaviyle bu durumdan tamamen kurtulabileceğini de bilmemektedir.

Bunun en önemli nedeni bu tip sorunların ciddiyetinin, artık her yönüyle şeker hastalığı ve yol açtığı sorunlar kendini gösterene kadar göz ardı edilmesidir. Obezite yada insülin direncinizin olması hafife alınacak bir durum değildir.

 

  • Unutmayın!! Obezite bütün kötülüklerin anasıdır.

 

Ne kadar erken tedavi olursanız, sorunlardan o kadar kolay uzaklaşırsınız.

Diyabezite ve İnsülin Direnci

Tip 2 Diyabete neden olan genetik hastalıklar ve genetik (kalıtsal) yatkınlık üzerinde çok sayıda çalışma mevcuttur. Belki ileride genlere yönelik tedaviler geliştirilecektir. Ancak diyabetli hastalar göz önüne alındığında çok az bir kısmı bu nedenlerle diyabet olmuşlardır. Oysa devasa bir hasta çoğunluğu tamamen obezite ve buna bağlı insülin direnci nedeniyle bu sarmalın içine çekilmişlerdir. Bu nedenler ise tamamen düzeltilebilir.

Birçok hasta aşırı kalorili ve lifden fakir, şeker yükü yüksek yiyecekleri tüketmektedir. Kötü beslenmenin modern hayatın bir parçası olduğu gerçeği, bu sorun ile mücadeleyi bireysel olarak yapmayı zorlaştırmaktadır.

Tip 2 Diyabete henüz yol açmamış obezite ve insülin direnci sıkı kilo kontrolü, doğru beslenme ve egzersiz ile tamamen kontrol altına alınabilmektedir. Peki hastaların kaçı bunları tam olarak yapabilmektedirler: Ne yazık ki cevap %10 yada daha az olacaktır. Daha da acı olan soru ise bu kontrolü yaparak düzelme sağlayan hastaların ne kadarı bu sağlıklı durumlarını kalıcı kılmakta olduğudur: yine %10’dan az. Bu durumda obezitesi yıllardır olan ve artık insülin direnci ortaya çıkan her 100 hastadan ancak 1 yada 2 tanesi bu sorunlarını koruyucu önlemlerle çözebilmektedir. Kalan hastaların tamamı az yada çok kilo alıp vermeler ile , bir kısmı ise devamlı daha fazla kilo almaya devam ederek hızla Tip 2 Diyabet tablosuna girmektedirler.

Erken dönem insülin direnci ve obezitenin tedavisinde diyet ve egzersiz çok yüksek başarı sağlarken, tedavi uyumu ve kalıcılığı açısından başarı oranı çok düşüktür. Kilo sorunu yaşayan birçok kişi verilen diyetlere uyum sağlamakta zorluk çekmektedirler. Çünkü açlık hissini yenmekte zorlanmaktadırlar. Bunda insülinin çok büyük etkisi vardır.

İnsülin asıl olarak enerjiyi depolamaya çalışan bir hormondur. Anlık enerji ihtiyacını şekeri yakarak giderdikten sonra kalan bütün enerji kaynaklarını yağ olarak depolamaya çalışır. Kasların normal şartlarda en çok sevdiği enerji kaynağı şeker iken, insülin direncinde kandan şekeri alamazlar. Kandaki şeker miktarı gittikçe artar iken, kaslar şekere aç kalır. Bu durum insülin direnci olan kişilerde açlık hissini karşı konulamaz hale getirir. Aşırı insülin nedeniyle aşırı yemek yemeye başlayan kişi, açlığını bastıramadığı gibi, kan şekerini ve kanda ki insülin miktarını daha fazla arttırır. İşte bu bir kısır döngü halinde gittikçe daha fazla acıkmamızı, daha çok yememizi, daha çok şişmanlamamızı ve giderek daha çok acıkmamızı sağlar.

Sadece diyet ve egzersiz ile bu kuvvetli temellere sahip döngüyü kırmak ve kalıcı olarak düzeltmek çoğu zaman insan iradesini aşar. Hem diyetlerdeki kısıtlı kalorilere uymak çok zordur, hem de bu kadar yiyecekle doyuma ulaşmak zordur. Hem bu kadar kısıtlı kalori ile beslenmek, hem de bu ani enerji açığıyla birlikte daha hareketli olmak zorunda kalmak birçok kişi için anlaşılması çok kolay bir işkence halini almaktadır. Bütün bunların ötesinde de, başarısızlık her zaman hastaya fatura edilir. Çünkü o diyete uymamıştır. Çünkü o egzersiz yapmamıştır. Oysa doktor ideal olan herşeyi aynen kitaplarda yazdığı gibi reçete etmiştir. Başarısız olan bunları uygulamak istemeyen şişman hastadır.

 

Acaba gerçekten öyle midir? Hayır!! 

 

Yaşam şekli değişiklikleri ve diyetlere uymakta yaşanılan sıkıntı asla psikolojik değildir. Bunun nedeni tamamen organik ve fizyolojiktir. Yani tamamen doğaldır. Aşırı şişman ve ağır insülin direnci olan hastalarda karşı konulmaz bir açlık hissi mevcuttur. Bu kişiler standart metodlar ile kilo veremezler. Verseler de koruyamazlar.

Ne kadar kilo verirse versin, verdiği kiloları geri almaya başlayan bir hastaya tekrar tekrar aynı diyetleri önermek, benzer tedavileri sunmak sadece kilo alıp vermelerin sıklığını arttırır.

Bu yoyo tarzı kilo değişimleri insülin direncine karşı daha çok insülin üreten pankreas bezinizi yorarak artık körelmeye başlamasına neden olmaya başlar. Kan şekeriniz hızla artmaya, günden güne vücudunuzu ve organlarınızı tüketmeye başlar. Çalışmayan pankreas ise artık gittikçe daha az insülin üretir.

Tip 2 Diyabet böylece her yönüyle size hakim olmaya başlar. İnsülin depolarınız gittikçe azalır ve er yada geç dışarıdan yapay insülinler kullanmaya başlarsınız. Gittikçe artan insülin dozları size kilo alımı ve ağır şişmanlık olarak geri dönmeye başlar.

İnsülin direnci hızlı ve sağlıksız yaşlanmanın en önemli nedenidir. 

Diyabezite Açısından Riskli Miyim?

  • Obeziteniz var mı? (BMI>25 kg/m2)
  • Ailenizde Tip 2 Diyabet, kalp hastalığı ve obezite var mı?
  • Karın çevreniz geniş mi? (Erkek >92 cm, Kadın > 88 cm)
  • Şekerli, şerbetli tatlılar ve hamurişine karşı aşırı düşkünlüğünüz var mı?
  • Hiç şekerinizin hafif yüksek (>100mg/dl) olduğu, yada pre-diyabet/diyabet olduğunuz söylendi mi?
  • Trigliserit (>100mg/dl) yüksekliği yada HDL (<50 mg/dl) düşüklüğü saptandı mı?
  • Yüksek tansiyon yada kalp hastalığınız var mı?
  • Hareketsiz bir yaşantınız mı var?
  • Gebelik şekeri yada polikistik over hastalığınız var mı?
  • İktidarsızlık yada cinsel isteksizlik var mı?

 

Diyabezite Tedavisi Nasıl Olmalıdır?

  • Diyabeziteniz ne düzeyde olursa olsun, tedavi olabildiğince erken, hızlı ve etkili olmalıdır.
  • Diyabezite tedavisi şekliniz uyum sorunu yaşamayacağınız şekilde olmalıdır.
  • Diyabezite tedaviniz fazla kilolarınızı olabildiğince kuvvetle vermenizi sağlayabilecek ve insülin direncinizi hızla düzeltebilecek etkinlikte olmalıdır.
  • Diyabezite tedaviniz sağladığı etkileri kolaylıkla yıllar içinde koruyacak güçte olmalıdır.
  • Diyabezite tedaviniz oluşabilecek tüm yandaş sorunları radikal olarak önleyebilir olmalıdır.
  • Beslenme değişikliklerine uyum sağlamak ağır insülin direnci olan kişiler için çok zordur. Bu durum diyet tedavisinin başarısını ve kalıcılığını düşürmektedir.
  • Sadece diyet ve egzersizin tedavide ki başarısı yetersiz ve düşüktür.
  • Obeziteyle ilişkili insülin direncinin ve Tip 2 Diyabetin en etkin ve kalıcı tedavisi metabolik cerrahi ile mümkündür.
  • Obezite ve Tip 2 Diyabet toplumumuzda çocukluk çağından başlayarak bütün toplumu saran düzeyde yaygın bir hastalık grubudur.
  • Obezite yada aşırı şişmanlık tedavi edilmesi gereken ağır bir hastalıktır.
  • Morbid obezite artık ölümcül olabilecek sağlık sorunlarına yol açmaya aday “ölümcül şişmanlık” olarak adlandırılır.
  • Obezite, Tip 2 Diyabete neden olan en önemli hastalıktır.
  • Obezite ve Tip 2 Diyabet ölümcül kalp krizleri, felçler, diyalize götüren böbrek yetersizliği, ayaklar ve vücutta kapanmayan ülserli yaralar vb. birçok komplikasyona sebebiyet verir.
  • Diyabezite olarak adlandırılan obezite ve Tip 2 Diyabet birlikte, hayat konforunuzu çok ağır şekilde bozan hastalıklara yol açar.
  • Tip 2 Diyabete neden olan obezitenin en etkin ve kalıcı tedavisi Metabolik Cerrahi ile mümkündür.
  • Metabolik Cerrahi obeziteye bağlı şeker hastalığını ve komplikasyonlarını tamama yakın düzeltir.
  • Bulgular ve sorunlar ne kadar erken aşamada iken ameliyat yapılır ise, başarı o kadar yüksek olur.
  • Metabolik cerrahi yöntemler, obezite ve Tip 2 Diyabet nedeniyle olan hipertansiyon, hiperlipidemi (Kan yağlarında artış) gibi hayati sorunlarınızı tamamen ortadan kaldırabilecek tek tedavidir.
Dr. Tuğrul Demirel Obezite ve Diyabet Cerrahisi
Obezite, Diyabet ve Revizyon Cerrahisi ile ilgili öğrenmek istediklerinizi ve randevu taleplerinizi bize yazabilirsiniz.