Sleeve Gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) midenizin dış kısmının alınarak mide hacminizi küçülten bir ameliyattır. Sleeve Gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) sadece mide hacminizi küçültür. Barsaklarınıza ve sindirim sisteminizin başka bir parçasına müdahale edilmez. Yediğiniz yemekler normalde olduğu gibi sindirim sisteminizden emilir.

Pilor Kası Nedir?

pilor-kasi

Pilor midemizin çıkışında bulunan bir kasdır. Midemiz sindirim için gıdaları öğütürken, gıdaların ince barsağa kontrollü geçmesini sağlar.

Pilor kası metabolik cerrahi ameliyatlarında önem taşır. Metabolik cerrahi ameliyatların büyük kısmında pilor kası devre dışı bırakılır. Bu durumda özellikle karbonhidratlı yiyeceklerden sonra şiddetli bulantı, kusma ve tansiyon düşmesi sonucu baygınlık geçirme gibi durumlar görülür. Bu tabloya Dumping Sendromu adı verilir. Bypass ameliyatları ve Biliopankreatik Diversiyon ameliyatlarında bu duruma sıkça rastlanır. Oysa pilor kasının korunduğu ameliyatlarda bu sorunlar çok daha az görülür.

Ayrıca pilor kası ince barsakta ki safralı içeriğin geriye kaçarak mideyi tahriş etmesini önler.

Sleeve Gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) ameliyatında bu normal anatomi bozulmaz ve pilor korunur. Sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) piloru koruyan bypass ameliyatlarına kolayça dönüştürülebilir. Çünkü bu ameliyatların ilk basamağı zaten sleeve gastrektomidir.

 

Pilor Kasının Korunduğu Ameliyatlar – Switch Ameliyatları

Bypass ameliyatlarında Pilor kasının korunmasına duodenal switch adı verilir. Bu ameliyatların en bilinenleri üç tanedir.

  • Biliopankreatik Diversiyon + Duodenal Switch
  • Duodenojejunal Bypass + Sleeve Gastrektomi
  • İleal İnterpozisyon + Diverted Sleeve Gastrektomi

 

Bu üç ameliyatın hepsinde de pilor kası korunur ve fonksiyon görür. Bu ameliyatlardan sonra dumping senromu çok nadir olarak görülür.

Bu ameliyatların bir başka ortak yanları da hepsinde sleeve gastrektomi ameliyatının da yapılmasıdır. Yani sleeve gastrektomi her üç ameliyatında ayrılmaz parçasıdır.

 

  • Birinci Basamak Ameliyat (Yüksek BMI Hastalar)

Sleeve Gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) ameliyatı özellikle vücut kitle indeksi çok yüksek olan hastalarda tercih edilir. Bunun amacı bu kadar aşırı kilosu olan (süper obez) hastaların ameliyat sürelerini kısa tutmak gerekliliğidir. Bu hastalara daha büyük bir ameliyatı tek defa da yapmaya çalışmak ameliyat sürelerini çok uzatır. Bu hastalarına anestezi ilaçlarını olabildiğince kısa sürede kesmek istenir. Sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) diğer büyük ameliyatlarla kıyaslandığında çok daha kolay uygulanan bir ameliyat tekniğidir. Çok aşırı kilolu yani BMI>50 kg/m2 olan süper obez hastalarda bile makul sürelerde ameliyat tamamlanabilir.

 

Sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) ilk basamak tedavi olarak uygulandığında, süper obez olan hastalar bir yıldan kısa süre içinde morbid obezite sınırının da altına inerler. Yani vücut kitle indeksleri (VKİ yada BMI-Body Mass Index) 40 kg/m2 altına iner. Hastalar bu kadar kilo verip tüm sorunları hafifledikten sonra tamamlayıcı ameliyat olarak herhangi bir switch ameliyatı ile kalıcı kontrol sağlanır.

 

Sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) switch ameliyatlarının ortak basamağıdır. Her üç switch ameliyatında da ilk önce sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi)  yapılır. Ardından her ameliyata özgü ince barsak düzenlenmesi bu mide tüpleştirmesine eklenir.  Sleeve Gastrektomi bu bypasslardan birine en kolay çevrilen ve onları tamamlayan bir ameliyat olduğundan en çok tercih ettiğimiz ameliyattır.

Duodenal Switch Ameliyatının Dezavantajları Nelerdir

 

  • İlk Seçenek Ameliyat (Daha Düşük BMI Hastalar)

Sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi)  çok yüksek BMI olan hastalarla birlikte, BMI çok daha düşük şişman hastalarda da ilk tercih edilen  ameliyatlardan biridir.

 

BMI (Body Mass Index) yada vücut kitle indeksi (VKİ)  40 kg/m2 ve üzerinde olan hastalarda yada BMI>35 kg/m2 ve üzerinde olan ve diyabet yada hipertansiyon, uyku-apnesi vb ek hastalığı olan hastalarda uygulanabilir. Bu hastalarda da kalıcı bir cerrahi yöntem ilk tercih olarak sunulur. Örneğin ileal interpozisyon ameliyatı gibi.  Ancak bazı hastalar daha kapsamlı bir ameliyatı hemen olmak istemeyebilirler. Bu durumda sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) ideal seçenek halini alır. Çünkü sleeve gastrektomi ameliyatı yapılan hastda, ileride daha kalıcı ve güçlü etki için ileal interpozisyon ameliyatı çok kolayca yapılabilir.

 

Bu düşük BMI olan şişman hastalarda ayrıca Mide Bandı da yaygın olarak uygulanan bir yöntemdir. Mide bandının uygulaması cerrahi olarak çok kolaydır. Ameliyat diğer bypasslara göre kısa sürer. Anatomi değişmez. Ancak uzun dönemde cerrahi sorunları çok fazla olabilmekte ve çok ağır komplikasyonlara neden olabilmektedir. Düzeltme ameliyatlarını tek defada yapmak mümkün olamayabilmektedir. Çünkü plastik bir yabancı cisim olan mide bandı hem mideye hem de karaciğer ve dalak gibi kanama riski yüksek organlara yapışabilmektedir. Ameliyat ile çıkartılması, yerleştirilmesi ile kıyaslanamayacak kadar zor ve riskli olabilmektedir. Bu nedenler ile bazen mide bandı çıkarttığımız zaman dokularınızın toparlaması ve sağlığını kazanması için birkaç ay beklememiz gerekebilmektedir. Düzeltme ameliyatı bir üçüncü seansa bırakılabilmektedir.

 

Mide bandının sıklıkla doktor tarafından ayarlanması gerekir. Cilt altı yağlı dokuya yerleştirilen ve karın duvarından içeriye girerek mide bandına bağlanan bir borusu olan port dediğimiz ayarlama kapsülünün infeksiyonları  sıkça görülür. Bu durumda hem portun hemde bandın çıkartılması gerekir.

 

Bu nedenlerden dolayı mide bandı olmak istemeyen hastalar için sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) güvenilir ve uzun dönem sorunları hiç olmayan çok kullanışlı bir alternatiftir.

 

  • Hormonal Etkisi olan Tek Mide Küçültücü Ameliyat

 

Midenin fundus adı verilen dış kısmından açlık hormonu salgılanır. Bu hormona ghrelin adı verilir. Bu hormon obezitenin önemli nedenlerinden birisidir. Açlık  hormonunun sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) ile düzeyinin azalması kilo kaybının mide bandından daha güçlü ve kalıcı olmasına neden olmaktadır.

 

Laparoskopik Sleeve Gastrektomi mide hacmini % 80-90 oranında küçültür. Mide hacminde ki bu küçülme nedeniyle yemek porsiyonları son derece küçülür ve ciddi bir kalorik kısıtlama meydana gelir. Normalde bu kadar kalori kısıtlaması ile açlık hissinin çok fazla olması beklenir ancak mide tüpü yapılan hastalarda tokluk hissine çabuk olaşılır ve tokluk hissi uzun süre korunur. Bu etkinin nedeni midenin çıkartılan fundus kısmında yer alan açlık hormonu (ghrelin) salgılayan hücrelerin alınmış olmasıdır. Açlık hormonu (ghrelin) düzeyinin azaltılması, tokluk hissinin korunmasını uzatır.

 

Sleeve Gastrektominin Avantajları

  • Mide hacmi küçülür ama mide fonksiyonlarını normal olarak yapmaya devam eder. Herşey yenebilir ancak küçük porsiyonlarda tüketilebilinir.
  • Mideden açlık hormonu (Ghrelin) salgılanan bölge çıkartılır. Açlık hormonunun azalması kilo kaybının korunmasında en önemli faktördür. Tokluk hissinin uzun sürmesinden de ghrelin düzeyinin düşürülmesi sorumludur.
  • Pilor kası korunduğu ve aktif olarak çalıştığı için Dumping Sendromu engellenir. Dumping Sendromu daha çok bypass ameliyatlarından sonar görülür. Aşırı yoğun gıdalar alındığında bulantı, kusma, çarpıntı ile bayılma ataklarının olduğu bir tablodur. Sleeve gastrektomide görülmez.
  • Ülser oluşumu neredeyse hiç görülmez.
  • İnce barsak bypassı yapılmadığı için dumping sendromu, barsak tıkanıklıkları, ağır ülserler, anemi (kansızlık), vitamin ve mineral eksiklikleri, kemik erimesi (osteoporoz) ve beslenme bozuklukları ile ishaller sleeve gastrektomi ameliyatından sonra görülmez.
  • Aşırı şişman (BMI>50 kg/m2 olan super obez) hastalarda ilk basamak tedavi seçeneğidir. Hastalar sleeve gastrektomi ile ciddi zayıflama gösterdikleri zaman yaklaşık 6-12 ay sonar tamamlayıcı esas switch ameliyatları yapılır. Birçok hastaya ikinci bir ameliyat yapılmasına hemen gerek olmamaktadır.
  • Süper obezite sınırının altındaki daha düşük vücut kitle indeksli hastalarda (BMI 30-50 kg/m2) ana tedavi seçeneği olarak en çok tercih edilmeye başlanan ameliyattır.
  • Bypass ameliyatlarının getireceği yükümlülüklerden çekinen hastalarda ilk tercihdir.
  • Crohn Hastalığı, kronik anemi (kansızlık) yada başka hastalıklar nedeni ile herhangi bir bypass işleminin riskli olabileceği hastalarda en uygun tedavidir.
  • Siroz şüphesi yada başlangıcı olan NASH (Non Alcoholic SteatoHepatitis) yada NAFLD (Non Alcoholic Fatty Liver Disease) gibi aşırı karaciğer yağlanmasının olduğu durumlarda ilk tercihdir.
  • Mide bandıyla karın içinde yabancı bir cisim bırakılması ve buna ait sorunlardan çekinen hastalarda, mide bandından daha etkili bir tedavi metodudur.
  • Laparoskopik olarak hızlı ve kolay uygulanabilmesi ile, aşırı obezitesi nedeniyle ağır kalp ve akciğer sorunları yaşayan hastalarda, kısa ameliyat süresi ve hızlı iyileşme sağlar.

 

Dr. Tuğrul Demirel Obezite ve Diyabet Cerrahisi
Obezite, Diyabet ve Revizyon Cerrahisi ile ilgili öğrenmek istediklerinizi ve randevu taleplerinizi bize yazabilirsiniz.