Obezite vücutta fazla miktarda yağ birikmesi durumudur. Tıp açısından bakıldığında ise obezite, ailevi, genetik yada çevresel faktörlerin birçoğu ile doğrudan ilişkili olan ve ilerledikçe çok çeşitli hastalıkların meydana gelmesine neden oluşturan anormal yağ birikiminin ön planda olduğu bir durumdur. Obezite kronik hastalıklara ve ölüme sebep olan 21. yüzyılın en önemli global sorunudur.

Dünya Sağlık Örgütü ( WHO – World Health Organisation) obeziteyi vücutta hastalıklara sebep olacak şekil ve miktarda anormal yada aşırı yağ birikimi olarak tanımlamaktadır. Obezite  vücut kitle indeksi (BMI – Body Mass Index) ile değerlendirilmekte ve sınıflandırılmaktadır. BMI vücut ağırlığının boya oranıdır. Birim olarak kg/m2 olarak ifade edilir.

Dünya Sağlık Örgütü ( WHO – World Health Organisation) 20-24.9 kg/m2 arasını normal olarak kabul etmektedir. Obezite, BMI 30 kg/m2 ve üzeri olarak  tanımlanırken, BMI 25 – 30 kg/m2 arası fazla kilolu olarak (overweight) tanımlanmıştır. BMI 40 kg/m2 ve üzeri morbid obezite, 50 kg/m2 üzeri ise süper obez olarak tanımlanabilmektedir. Morbid obezite oluşturduğu hayati riskin ve neden olduğu ciddi hastalıkların önemi ve ağırlığı nedeniyle mutlak tedavi edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunudur.

Dünya Sağlık Örgütü ( WHO – World Health Organisation) BMI 40 kg/m2 ve üzeri olan morbid obez hastalarda herhangi bir ek hastalık yada sorun olmasa bile, BMI 35 – 39.9  kg/m2 arasındaki hastalarda ise Tip ll DM, Kalp-Damar Hastalıkları, Uyku-Apne Sendromu, Hiperlipidemi ve Hipertansiyon vb. ek hastalıklardan en az birisinin olması durumunda en etkin ve kalıcı tedavinin cerrahi yöntemler olduğunu bildirmektedir.

Obezitenin değerlendirilmesi için BMI tek başına yeterli olmaz. Vücut kitlesinde ki yağlanma oranı ve dağılımını gösteren başka ölçümler ile hasta değerlendirilir. Deri kıvrımı kalınlığı, bel ve kalça çevresi ölçümü, bel/kalça indeksi (BKI) ile ciltaltı ve karın içi yağlanmanın değerlendirilmesi amacıyla ultrasonografi (USG), bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) gibi radyolojik incelemeler yapılabilir.

Santral Obezite – Elma Tipi Vücut Yağlanması

Obezitenin vücutta oluşturduğu yağlanmanın dağılımı, ileride oluşturabileceği riskler açısından önem taşımaktadır. Kollar ve bacaklardan çok gövde de ve özellikle karın içinde biriken yağlar metabolik sendrom (kalp hastalıkları, hipertansiyon, hiperlipidemi ve Tip ll Diabetes Mellitus ile görülen kronik bir tablo) açısından yüksek risk oluşturur. Karın içi ve çevresinde yoğunlaşan yağ birikimi olan vücut tipine ‘elma tipi’ vücut yağlanması adını veriyoruz. Karın çevresinde belirgin gövdesel yağlanma olan elma tipi obezitesi olan hastalar metabolik sendrom açısından daha yüksek risk taşırlar. BMI morbid obezite sınırının altında olsa bile BKI (Bel/Kalça İndeksi) 1’in üzerinde olan (BKI>1) hastalar metabolik sendrom açısından daha yakından takip edilmelidir. Bu nedenle hastaların BMI değerleri kadar antropometrik olarak bel çevresi, karın çevresi, kalça çevresi bazı durumlara cilt kıvrımı kalınlığı gibi ölçümleri yapmak doğru değerlendirme için önemlidir.

Erkeklerde karın (bel) çevresinin 94 cm kadınlarda ise 80 cm üzerinde olması, erkelerde bel/kalça oranının 0.95, kadınlarda 0.8 üzerinde olması kalp ve damar hastalıkları açısından ciddi düzeyde risk artışını gösterir. Adult Panel lll tarafından yapılan metabolik sendrom tanımlasına ait bu bulgulara ek olarak, karın çevresi erkekde 102 cm, kadında ise 88 cm sınırını aşmış bireylerde artık acil olarak tedavi gerekliliği doğmuştur. Tedavi olunmaz ise çok yüksek hatta ölümcül olabilecek kalp ve damar sistemi bozuklukları ile karşılaşma riski mevcuttur.

Genel olarak metabolik sendroma ait riskler söz konusu olduğunda, karın çevresini BMI durumuna göre farklı değerlendiririz. BMI > 35 kg/m2 olan obez bireylerde yapılan karın çevresi ölçümleri BMI değerinin yansıttığı riske anlamlı fark yaratacak katkıda bulunmaz. Yani BMI > 35 kg/m2 olan bireylerde BMI metabolik sendrom riskini değerlendirmede yeterli olmaktadır. Ancak BMI < 35 kg/m2 olan bireylerde sadece BMI ölçümü, metabolik sendroma ait riskleri göstermede yetersiz kalır ve hastaların gözardı edilmelerine sebep olabilir. BMI < 35 kg/m2 olan bireylerde mutlaka kalça ve bel çevresi ölçümleri yapılmalı ve oranlara bakılmalıdır. Gayet zayıf olarak değerlendirilebilecek bireylerin bel/kalça indeksleri birin üzerinde olabilir ve o hastaların kalp-damar hastalıkları açısından yakın takipleri hayati önem taşır.

Dr. Tuğrul Demirel Obezite ve Diyabet Cerrahisi
Obezite, Diyabet ve Revizyon Cerrahisi ile ilgili öğrenmek istediklerinizi ve randevu taleplerinizi bize yazabilirsiniz.